Samstag, 15. november 2008
Sabah gazetesini cabuk cabuk tikladim, anasayfadan kacip yazarlar kismina girdim.
Ilk okudugum yazar Engin ARDIC. Ondan okudugum ilk cümle su oldu:
Sıkılıp yazıyı bırakmadıysanız sizi kutlarım.
Sonra sunu okudum:
... içinde rakam geçen yazıları okumaz, bir, içinde yabancı isim geçen yazıları sevmez, iki.
Dogru dedim.:)
Okumaya devam ettim:
Suat Hayri Ürgüplü'yü duymuşluğunuz var mı, o da başbakandı.
Şemsettin Günaltay diye bir başbakanımız olduğunu duyarsanız şaşırır mısınız?
Bunlar okullarda öğretilmezler, evde anan baban da anlatmaz, çünkü onlar da bilmezler, haberin olmaz...
sonra su kismi okudum, konuyu anlamistim:
Hani neye yaramış bütün o afralar tafralar, bütün o tek parti dayılanmaları, bütün o küçük dağları yaratmış havaları? Bütün o jandarma baskıları,
dayaklar, angaryalar? Bütün o seçim hileleri, sandık terörü? Halkı bırak, gazeteci bile varlığını ancak araştırınca öğreniyor yıllar sonra... Amma iz bırakmışsın tarihte!
YUKARIYA BAKTIM:
Bir yıl sonra, isterseniz altı ay sonra sorun bakalım, John McCain ve Sarah Palin isimlerini hatırlayan çıkacak mı?
John Kerry ne kadar hatırlanıyorsa, onlar da o kadar hatırlanacaklar.
Hmm dedim
SONUNA BAKTIM:
Ya peki Recep Peker mi? Ergenekon iktidara gelirse ona bir anıtmezar yaptırır artık! İlk kürek çimentoyu da Deniz Baykal atsın, avukatları değil
mi?
"Recep Peker kulaga hos geliyor", dedim, "tiyatro salonuna isim olsun" diye düsündüm.
30 sn´de olay bitti.:)