Cumhuriyetin kazanimlari konusunu blogun ismine uygun sekilde hep tekrar etmeyi ve bu konuda bir
dizi-degerlendirme yapmayi öteden beri düsünüyordum. (Daha önce bu konu pek islenmemisti, simdilerde yavas yavas nette ilgili baslik googleda arandiginda bazi yazilar cikiyor insanin
karsisina).
Bu baglamda "cumhuriyetin kazanimlari" ifadesinin en son Y- Muhtirada da kendine yer buldugunu hatirlatalim. Sahsen bu ifade bildiride olmasa sasardim. Önce ifadenin ilgili kismini alalim:
'Son bir yıl içerisinde Cumhuriyet'in kazanımları tartışmaya açıldı. Yargıya yönelik saldırılar ivme kazandı '
Ülkemizde yasanan sürec bana eski Dogu Almanya´yi hatirlatti.DDR bu ülkenin resmi adinin kisaltilmis halidir:
Deutsche Demokratische Republik; yani Demokratik Almanya Cumhuriyeti.
Masa Allah, bir yandan cumhuriyet kavramina; diger yandan da sökonusu cumhuriyetin "demokratik olduguna" bu kadar atifta bulunulmasi ilginc geldi bana, malum konumuz "cumhuriyetin
kazanimlari."
DDR´nin komunist partisinin önemli isimlerinden Walter Ulbricht, daha sonraki sürecte soyismiyle anilan bir
grub/ fraksiyonun öncüsüdür. SSCB´deki sürgünden 1945 yilinda ülkesine gelmis. Bu grup Berlin´de kamu- yönetim -organizasyon düzenlemelerini yapmistir. Ulbricht su "güzel" ifadeyi
serdetmis:
Es muss demokratisch aussehen, aber wir müssen alles in der Hand haben.
Demokratik bir görünüm arzetmesi lazim, ama hersey kontrolümüz altinda olmali.
Simdi DDR´den bazi anektodlar verelim:
...Ülke (Güvenligi) 80´li yillarda artan sekilde kültür ve sanatla
degil bunun sosyal sonuclariyla ilgilenmistir.Bunun gerek kendi üzerinde veya olusmasi muhtemel siyasi muhalefet üzerindeki tesirini incelemistir...MfS subaylari yapilan isten (icra edilen sanat)
ziyade icra edenin ideolojik görüsüne bakmistir.(cevri, oldukca kisaltarak kaynak burada )
DDR zamaninda nev´i sahsina münhasir bir sanat ortaya cikti...bu ideolojik mahiyette esntantantenlerin rejimin harika yazar- müzisyen,-tiyatrocu ve
ressamlari tarafindan yazilmasi, söylenmesi ve cizilmesiyle yapildi. Utanc vericiydi.
Kanunlarimiza göre cocuklar "kisilik abidesi" olarak yetistirilmeli, "sosyalist devlet baba"´ya sadik olmali ve onu güclendirmeye ve savunmaya hazir
olmali.Kaynak, burasi
Bu söylemler tanidik geliyor degil mi?
..Wir haben immer - ob in der Schule, im Studium, im Beruf, bei offiziellen Anlässen sowieso - damit rechnen müssen, dass die Äußerungen, die man tut,
weitergetragen werden und einem zum Nachteil gereichen.
Okulda, üniverstede , iste v.b yaptigimiz her türlü konusmanin ilgili makamlara iletildigini ve aleyhimizde kullanilabilecegini hesap etmek
zorundaydik.Simdi su haberi hatirlamanin sirasi.
Almanya´nin 1. ve 2. Cihan harbi sonrasi siyasi hizipleri bizim bugünümüze benzer biraz.
Öte yandan Venezuela´da 11 Nisan 2002´de oligarsinin bir darbe tesebbbüsü olur, Chavez´e karsi. 17 veya 19 kisinin ölümüyle sonuclanan bu girisim öncesinde 9 Nisan´da genel grev yapilmistir.
Sendikalarin son senelerdeki Taksim israrini anlamak isteyenler Chavez´e karsi gerceklestirilen bu darbenin arka- planini iyi okumali; 92-94 yillari arasinda 2 sene hapis yatarak davasinin
bedelini ödeyen Chavez´in 98´de tek basina iktidara gelmesi, 2002´de ologarsinin darbe tesebbüsü hengaminda basinin o zamanki olaylari nasil carpittigi ve olaylarin en atesli günlerinde söyledigi
söz hep hatirlanmali:
„Milletimin bana verdigi yetkiyi baskasina devredecek/ redd edecek degilim!“ (No he renunciado al poder legítimo que el pueblo venezolano me dío)
Desería que los amigos pudieran recordar un poco más.