Freitag, 24. oktober 2008

Islam aleminin ve Türkiye´min hali icler acisi... Insanlar birbirlerini anlamaya calismiyor, anlamadan ve dinlemeden birbirine düsman kesiliyor... Müthis bir kavram kargasasina bir de bilgisizlik eklenince is icinden cikilmaz bir hal aliyor.

Cumhuriyet rejimiyle Osmanli´nin saltanat rejimi karsilastirilarak, birincisinin yüceltilebilmesi icin ikincisinin tümüyle reddedilmesinin gerekliligine inanilmasi, Osmanli kültür mirasinin reddedilmesine sebep olmus ve bu muazzam kültür mirasinin yerini alacak yeni bir kültür de insa edilemediginden millet olarak büyük bir travma yasamisiz.


Yasi 30 ve üzerinde olan herkesin rahatlikla hatirlayabilecegi gibi ilkokul kitaplarinda (simdi ilkögretim okulu diyorlar) karsilastirmali resimler olurdu, resmin yarisi "Osmanli zamanini" diger yarisi ise "modern Cumhuriyeti" tasvir ederdi.

Cumhuriyetin kazanimlarini bu resimlerden cok iyi görmekteydik, "modern giyimli aydin insanlar" bir tarafta; "cahil, sarikli cübbeli adamlar" ve yine "cahil, karacarsafli kadinlar" diger tarafta...

Bugün geldigimiz noktada bir grup entellektüel ve aydin "bir arpa boyu yol katedemedigimiz" gerekcesiyle "ikinci Cumhuriyet"´i öneriyorlar. Bu öneri millet ve devletin yeniden kaynasma ve barismasi icin farkli bir acilim olarak degerlendirilebilecekken, buna karsi cikan bir grup "Cumhuriyet´in kazanimlarinin tehlikeye atilmak istendigi" iddiasiyla tabiri caizse "ikinci cumhuriyetcilere" "vatan hainligi", "padisahlik özlemi", "Atatürk ilke ve inkilablarina karsi cikma" ithamlarini yöneltiyorlar.(Daha fazlasini da söylüyorlar, o kadar cirkin ithamlari buraya yazmayayim.)

Yazimin basinda isaret ettigim kavram kargasasi da iste tam bu noktada basliyor.Kendilerini "ikinci Cumhuriyetci" olarak vasiflandiran veya baskalari tarafindan bu vasif layik görülen "kullar", aslinda "Cumhuriyet" rejimine karsi degiller...(Atatürkcülük konusu cok tartisildigi icin ve konuyu dagitmamak icin simdilik bu konuya girmiyorum.)I stedikleri Cumhuriyetin icinin doldurulmasi.

Neyle mi?

D E M O K R A S I ile.

(Simdi burada bu yaziyi okuyan herhangi biri yazinin bu noktasina "rejim karsitiymis bu da " diye itham edecektir.)

Benim sahsi kanaatim ise ikinci Cumhuriyetin ilaninin hic bir seyi degistirmeyecegi.
Evet Cumhuriyetin demokratiklesmesine ihtiyac var, fakat isim degisikligi yapilmadan da yapilabilir bu. Gerci Venezuela´da Chavez´in partisinin adi 5. Cumhuriyet hareketi.( Movimienta quinta Republica miydi neydi?)

Bizim yasadigimiz "problemli toplum yapisi"´nin ve "tüm kurum ve kuruluslariyla tam olarak saglikli isleyemeyen devlet yapisi"´nin bu tür tartismalari kaldiramadigini ve sürekli yeni bir "öteki" üretmeye sebep olarak toplumsal kutuplasmayi arttirdigini da unutmamak lazim. Dolayisiyla ya yeni bir seckinler kadrosunun, bu tartismalara son vermek icin bu sefer "müspet" manada, yapilamayanlari yapma adina harekete gecmesi ya da tartismanin zeminin degistirilmesi gerekir.

Nicin veya seckinler kadrosu veya zemin degisikligi

Her kafadan her sesin cikmasina izin verilmesi "demokrasi" dir. Ama amac, toplumsal huzur ve refahi saglayacak olan neyse, o kararlarin alinmasidir. Yani herkes konusacak ama sadece "bilenlerin", "konunun uzmanlarinin dedigi" yapilacak.Öyle bir ülkede yasiyoruz ki konusmasi gerekenlerin sesi cikmazken veya konusmalarina imkan ve firsat verilmezken, susmasi gerekenler avaz avaz bagiriyor.

Bu avaz avaz bagiranlara bazi örnekler vermek lazim.

"Görüldüğü gibi, "Başörtüsü/türban takmak" şeklinde bir farz yoktur. Farz olmayan birşeyi her yerde ve her şartta yapmaya çalışmak, en hafif tanımıyla "işgüzarlık" sayılabilir."



"Namaz kılmak, Islam'da olmazsa olmaz farzlardan birisidir. Namazı vaktinde kılamayan birisi, namazı kazaya bırakıp sonradan kılabilir. Bu durumda, zamanında namz kılmamanın hiçbir günahı olmaz. Namaz gibi çok önemli bir "farz"da bile bu şekilde affedici ve kolaylık gösterici olan Islam dininde, "başörtüsü/türban takmak" gibi "farz olmayan" bir eylemde günde birkaç saat eksik kalmanın hiçbir günahı olmayacağı mantıken bellidir."

....

"Sonuç olarak:

1) Türban/başörtüsü takmak için direnmenin dini açıdan hiçbir mantıklı nedeni yoktur. Türban/başörtüsü takmak için direnmek, kişinin kendi huysuzluğu ve inatçılığının göstergesi olup, dine zarar verici ve Islamiyeti kötü gösterici bir davranıştır.

2)"İstemeyerek" yaptığınız davranışlar için Allah, Gafur ve Rahim'dir." Çağdaş yasalar ve kurallar nedeniyle, "istemeden açılan baş" için, herhangi bir günah yazılmaz."*


Bu sacma sapan iddialara cevap vererek vaktimi zayi edecek degilim. "Avaz avaz bagiranlara ,- hem de yetkili ve bilgili olmadiklari halde- örnek olsun" diye bu alintiyi buraya koydum.

Bu iddialarin konumuza bakan vechesine dönecek olursak; Cumhuriyet´in kazanimlari olarak iddia edilen seyler "kilik, kiyafet"´e indirgenmis olmakta. Hal böyle olunca birilerinin sözkonusu kazanimlara sahip cikma adina basörtüsünü , türban diye nitelendirerek buna karsi cikmasi pek de sasirtici degil.

"Sorun Cumhuriyet’in değerleri veya çağdaşlaşma ideali değildi. Modernleştirici programların öncelikli amacı da bu seçkin bürokratik iktidarı pekiştirmekti. Çağdaş değer ve idealler, toplumu yabancılaştıracak ve merkezin uzağında tutacak şekilde yorumlandı ve seferber edildi".(1)



Bu yanlis cagdaslasma anlayisi ve buna bagli olarak sözde cagdas deger ve ideallerin toplumsal bünyeye kabul ettirilmesinde en önemli mihenk taslarindan biri(maalesef) "kilik kiyafet" devrimiydi.Halbuki cumhuriyetin temel degerleri olarak bugün bunlarin dayatilmasi "Cumhuriyetimiz"´i hic de yüceltmiyor.Bu noktada ikinci noktayi tekrar hatirlatiyorum:

"Çağdaş yasalar ve kurallar nedeniyle, "istemeden açılan baş" için, herhangi bir günah yazılmaz."*




Hata nerede?

 

 

von Muzaffer Kazim
Kommentar hinzufügen - Kommentare () - empfehlen
Freitag, 24. oktober 2008
Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası başta olmak üzere başlıca hukuk metinlerinde yer alan bazı kavramların ne anlama geldiklerini bu metinlere bakarak anlamak hayli zordur. Daha da vahim olanı, bu kavramların anlamları konusunda yönetici seçkinlerin kendi aralarında asgari de olsa bir mutabakatlarının bulunmamasıdır. Rejimin resmi temsilcileri ile bunların sivil alandaki uzantılarının her biri, kendine göre bu kavramlar için tanımlar yapar. Kavramların, değerlerin ortak tanımlara kavuşturularak ortamın berraklaşması, Türk entelijansiyasının arzulamadığı bir durum olsa gerek. Bu sisli, belirsizliklere dolu ortamın devam etmesinde ortalama aydının, ilim adamlarının ve halkın da büyük payı var. Bunlar da mevcut kargaşayı, bulanıklığı bahane ederek yan gelip yatmaktalar. Bütün bu nedenlerle bazı kavramlar, kullananın niyetine ve amacına göre farklı anlamlara bürünmektedir. Bir devlet ve halk için bundan daha vahim bir hastalık zor bulunur.


http://www.8sutun.com/koseyazisi?id=9

Hiçbir mefhum zihnimize külliyetiyle intikâl etmiyor, tek bir mefhum kafalar adedince farklı mânâlarla arz-ı endâm ediyor. Babillilerin hazîn âkibeti bile bizim için saâdet yüklü, artık birbirimizi anlayamıyoruz. Anlayamıyoruz, zirâ aynı dili konuşmuyoruz, aynı seslerle konuşsak bile aynı mânâları kastetmiyoruz... Dilimizi tahrib etmek isteyenler için bu, gerçek bir zafer; bizim için, elim bir âkibet...

http://www.hyilmaz.net/Sayfala.asp?nereye=YAZIOKU&ID=620

Bu linke de bakilabilir.

Aciliyorsa buna da.
von Muzaffer Kazim
Kommentar hinzufügen - Kommentare () - empfehlen
Freitag, 24. oktober 2008
Türkiye´de blogger´a getirilen yasaklama kararindan sonra simdi yeni bir blogu bu hizmeti sunan over-blog.com´dan almaya karar verdim. Yakinda pek cok yazimi Türkce olarak bu blogda okuyabileceksiniz.
von Muzaffer Kazim
Kommentar hinzufügen - Kommentare () - empfehlen

Über diesen Blog

Kalender

November 2009
M D M D F S S
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30            
<< < > >>
 
Erstellen Sie einen Blog auf de.over-blog.com - Kontakt - Nutzungsbedingungen - Missbrauch melden